Herkese merhaba! Bugün Whali olarak sizlere “Klozet olan yerde nasıl abdest alınır” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.
Bir Kayseri Sabahı ve İçimde Başlayan Eksik His
Yurt odasında uyanan sessizlik
Sabahları Kayseri’de hava bazen insanın içine işler. Perde aralığından sızan soğuk ışık, odamın duvarlarına vururken içimde garip bir huzursuzlukla uyanıyorum. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı şeyleri tam oturtamamış gibi hissediyorum. Günlük tutmayı seviyorum; bazen bir defter açıyorum ve kelimeler dökülüyor, bazen de hiçbir şey yazmadan uzun uzun tavana bakıyorum.
O sabah da öyleydi. İçimde tuhaf bir eksiklik vardı ama ne olduğunu tam adlandıramıyordum. Sonra hatırladım: dışarıda uzun bir gün geçirecektim ve ibadetimi yerine getirmem gerekiyordu. Ama aklımı kurcalayan şey ibadetin kendisi değil, bunu nerede ve nasıl yapacağım meselesiydi. Çünkü gün içinde gireceğim yerlerde sadece klozet olan tuvaletler vardı.
İçimden bir sıkıntı yükseldi. Sanki basit bir mesele değilmiş gibi büyüyordu her şey. O an hissettiğim şey netti: çaresizlik ve hafif bir utanç.
Şehir içinde sıkışmışlık hissi
Kayseri’nin merkezine doğru otobüse bindiğimde camdan dışarı bakıyordum. İnsanlar işlerine yetişiyor, herkes kendi telaşında. Ama ben kendi iç telaşımdaydım. Klozet olan yerde nasıl abdest alınır diye düşünmek bile garip geliyordu. Basit bir soru gibi duruyordu ama zihnimde büyüdükçe büyüyordu.
Bir kafeye girmem gerektiğinde içimde küçük bir panik oluştu. Çünkü biliyordum ki tuvaletler genelde aynıydı. Ve ben bir yandan da temizliğe, düzene, doğru yapmaya çok önem veriyordum. İçimdeki bu hassasiyet bazen beni yoruyordu.
O an kendime kızdım. “Bu kadar büyütülür mü?” dedim. Ama yine de içimdeki huzursuzluk geçmedi.
Klozet Olan Yerde Abdest Almak: Gerçekle Yüzleşme
İlk kez aynı anda hem düşünmek hem çözmek
Kafeye girdiğimde tuvaleti sordum. Kapıyı açtığım an içimde bir şey düştü. Küçük bir alan, dar bir lavabo, yanında klozet… Hepsi birbirine çok yakın. Sanki alan bana “burada dikkatli ol” diyordu.
İşte o an asıl soruyla yüzleştim: Klozet olan yerde nasıl abdest alınır?
İlk tepkim geri çekilmek oldu. “Burada olmaz” dedim içimden. Ama sonra dışarıda başka bir seçenek olmadığını hatırladım. Gün akıyordu ve ben ya bu duruma uyum sağlayacaktım ya da içimdeki sıkıntıyla devam edecektim.
İçimde bir direnç vardı ama aynı zamanda bir teslimiyet de oluşuyordu. Hayat bazen insanı böyle köşeye sıkıştırıyor.
Adım adım çözüm arayışı
Lavabonun yanına geçtim. Klozete mümkün olduğunca sırtımı dönerek durmaya çalıştım. Bu bile içimde bir rahatlama sağladı. Sanki sınırlar çiziyordum görünmez şekilde.
Önce niyetimi toparladım. Zihnimde dağınık düşünceler vardı ama onları sakinleştirmeye çalıştım. Suya dokunduğumda hissettiğim şey biraz tuhaftı; hem sıcak bir gerçeklik hem de içimdeki gerginliği azaltan bir temas.
Yüzümü yıkarken aklım hâlâ etraftaydı ama yavaş yavaş o dikkat dağınıklığı azaldı. Ellerimi yıkarken kendime şunu söyledim: “Şartlar her zaman ideal olmayacak.” Bu cümle içimde yankılandı.
Ayaklarımı yıkarken klozete mesafemi korumaya devam ettim. Bu mesafe sadece fiziksel değildi, zihinsel bir mesafeydi aynı zamanda. İçimde bir düzen kurmaya çalışıyordum.
Ve en garip olan şey şuydu: her şeyin kusursuz olmaması, beni rahatsız ettiği kadar olgunlaştırıyordu da.
Suyun dengesi ve iç sıkışıklık
Su akarken insanın zihni de akıyor aslında. O küçük lavaboda, dar bir tuvalette, hayatın ne kadar esnek olması gerektiğini düşünmeye başladım. Klozetin varlığı başta bana engel gibi görünmüştü ama zamanla onun sadece bir eşya olduğunu kabul ettim.
Asıl mesele onun orada olması değil, benim içimde yarattığı büyütülmüş duyguydu.
Duygularla Yüzleşmek: Utançtan Kabule
İlk denemenin ağırlığı
O gün yaptığım şey aslında basitti ama içimde büyük bir dönüşüm yarattı. Tuvaletten çıktığımda yüzümde hafif bir yorgunluk vardı. Ama bu yorgunluk fiziksel değil, zihinseldi.
Kendime dürüst olmak zorundaydım: bu durum beni ilk başta çok germişti. Hatta biraz da utanmıştım. Sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi bir his vardı içimde. Ama sonra fark ettim ki yanlış olan bir şey yoktu. Sadece şartlar vardı.
O an içimde bir kırılma oldu. Hayatı her zaman steril, düzenli ve kontrol edilebilir sanmak gibi bir yanılgım olduğunu fark ettim.
Kayseri sokaklarına karışırken değişen düşünceler
Kafeden çıktığımda hava hâlâ serindi. İnsanlar yürüyordu, arabalar geçiyordu. Ama ben farklı hissediyordum. Sanki içimde küçük bir eşik aşılmıştı.
Klozet olan yerde nasıl abdest alınır sorusu artık bir sorun gibi değil, bir deneyim gibi duruyordu zihnimde. Basit bir teknik mesele değil, bir kabulleniş meselesiydi.
İçimdeki hayal kırıklığı yerini yavaş yavaş bir rahatlamaya bırakıyordu.
Küçük Çözümler ve Günlük Hayata Uyum
Her yerde mükemmel ortam yok
O günden sonra fark ettim ki şehir hayatı her zaman ideal şartlar sunmuyor. Bazen dar alanlar, bazen ortak kullanım alanları, bazen sadece klozet olan tuvaletler… Hepsi hayatın bir parçası.
Kendime küçük çözümler üretmeye başladım. Lavaboya daha dikkatli yaklaşmak, suyu kontrollü kullanmak, etrafı zihinsel olarak “temiz ve ayrı bir alan” gibi görmek… Bunlar aslında küçük ama etkili şeylerdi.
Bir de en önemlisi vardı: içimdeki gerilimi azaltmak.
Zihinsel mesafe kurmak
Klozetin varlığına takılmak yerine, yaptığım işe odaklanmayı öğrendim. Çünkü asıl kir ya da temizlik meselesi dışarıda değil, zihnin içindeydi.
Bunu fark ettiğimde içimde garip bir hafiflik oluştu. Sanki uzun zamandır taşıdığım bir yük yavaşça yere bırakılmıştı.
İçimdeki Sessiz Değişim
Küçük bir deneyimin büyük etkisi
O gün yaşadığım şey belki dışarıdan bakıldığında çok basit görünebilir. Ama benim için öyle değildi. İçimde büyüttüğüm bir kaygıyı ilk kez gerçek hayatın içinde çözmeye çalışmıştım.
Ve başarmıştım.
Bu başarı büyük bir şey değildi belki ama bana şunu öğretti: her şey mükemmel olmak zorunda değil. İnsan, kusurlu şartların içinde de denge kurabilir.
Günlüğe düşen satırlar
Akşam eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun süre yazmadım. Sadece düşündüm. Sonra şu cümleler döküldü içimden: “Her yerde aynı düzeni bulamayabilirsin ama içindeki düzeni koruyabilirsin.”
Yazarken içimde bir sakinlik vardı. O sabahki huzursuzluk yerini daha derin bir anlayışa bırakmıştı.
Sonrasında Değişmeyen Ama Farklı Hissettiren Hayat
Aynı şehir, farklı bakış
Kayseri aynıydı. Sokaklar, insanlar, hava… hiçbir şey değişmemişti. Ama ben değişmiştim.
Artık bir tuvalete girdiğimde ilk düşündüğüm şey korku ya da rahatsızlık olmuyordu. Daha çok çözüm arayışı oluyordu. Daha sakin bir yaklaşım.
Klozet olan yerde nasıl abdest alınır sorusu artık zihnimi yoran bir soru değil, alışılmış bir hayat gerçeği gibi duruyordu.
İçimde büyüyen olgunluk
Bazen küçük şeyler insanı büyütüyor. Büyük olaylar değil, günlük hayatın içinde saklı küçük anlar… O dar tuvalet, o klozet, o su sesi… Hepsi bir araya gelip içimde bir şeyi değiştirmişti.
Ve en önemlisi, artık kendime daha az sert davranıyordum.
Çünkü öğrendiğim şey şuydu: hayat her zaman kolay değil ama her zaman yönetilebilir.
Sitemizden Önerilen: Fazla spor yapmak cinselliği nasıl etkiler ?