Neden Aşiret Denir? Aşiret Kavramının Derinliklerine Yolculuk Bir akşam, bir köyde yürürken, yaşlı bir kadının elindeki eski bir çantayı dikkatle taşıdığına tanık oldum. Çantanın içi, nesilden nesile geçen eşyalarla doluydu; her bir şeyin bir anlamı, bir hikâyesi vardı. Kadın, o eşyaların kendisini geçmişine, köklerine bağladığını söylüyordu. Birden aklıma geldi: İnsanlar, tıpkı o çanta gibi, yüzyıllar boyunca geçmişten günümüze taşınan değerler ve geleneklerle şekillenen bir yapıya sahipler. Topluluklar, bir arada yaşamanın getirdiği güçlü bağlarla birbirlerine bağlıdırlar. Ancak, tüm bu bağların arkasında daha derin bir kavram yatmaktadır: Aşiret. Peki, “aşiret” dediğimizde ne anlıyoruz? Bugün bir grup insan, bir aile veya bir topluluk…
Yorum BırakDeniz Esintisi Hikayeler Yazılar
Hamidiye Tıp: Bir Geçmişin Bugüne Etkisi Geçmiş, yalnızca bir zaman dilimi olarak kalmaz, geleceğe yön veren bir ayna, bugünü anlamanın anahtarıdır. Tarih, sadece geçmişteki olayların sıralı bir anlatımı değil, aynı zamanda bu olayların toplumlar üzerindeki kalıcı etkilerinin ve dönüşümlerinin izlerini sürmektir. Bu yazıda, Hamidiye Tıp’ın 19. yüzyıldan günümüze kadar uzanan yolculuğunu inceleyerek, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde başladığı bu eğitim kurumunun tarihsel bağlamını, toplumsal dönüşümleri ve kırılma noktalarını ele alacağım. Hamidiye Tıp’ın Kuruluşu ve Osmanlı’daki Rolü Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılda Batılılaşma hareketleriyle birlikte sağlık ve tıp alanında köklü bir dönüşüm sürecine girmiştir. 1893 yılında Sultan II. Abdülhamid’in saltanatı sırasında kurulan Hamidiye…
Yorum BırakEdebiyat, tıpkı kazı yapma sürecine benzer bir şekilde, geçmişin derinliklerine inme ve kaybolmuş ya da unutulmuş anlamları ortaya çıkarma işidir. Her kelime, her cümle, birer toprak katmanı gibi, belirli bir dönemin, bir düşünce biçiminin veya bir toplumsal yapının izlerini taşır. Tıpkı arkeologların toprak altındaki geçmişi gün yüzüne çıkarmak için devlet izinli kazılar yaparken, edebiyatçılar da kelimelerle geçmişin gölgelerinde gezip, insanlık tarihinin en derin anlatılarına ulaşmaya çalışırlar. Bu yazı, devlet izinli kazıların hukuki ve bürokratik yönlerini edebiyat perspektifinden ele alarak, metinler arası ilişkiler, semboller ve anlatı teknikleri üzerinden bir inceleme yapmayı amaçlıyor. Devlet İzinli Kazı: Hukuki Bir Kavramın Edebiyatla Buluşması Devlet…
Yorum BırakBolkar Dağı Volkanik mi? Psikolojik Bir Mercekten İnceleme Küçüklüğümden beri bir dağın yalnızca taş ve topraktan ibaret olmadığını düşündüm. Bir dağın yüzeyindeki çizgiler, kayalar arasındaki farklı renkler, gölgesinin ufka düşüşü… Hepsi bana bir şeyler anlatır gibi gelir. “Bolkar Dağı volkanik mi?” sorusu da bu merakın bir uzantısı: Jeolojik gerçekliğin ötesinde, bu soru zihnimizde bir dizi bilişsel, duygusal ve sosyal etkileşim süreci tetikler. Bu yazıda bu süreci psikolojik bir bakışla inceliyorum. Jeolojik Arka Plan: Bolkar Dağı Nedir? Bolkar Dağları, Türkiye’nin güneyinde, Toros Dağları’nın bir parçası olarak uzanan geniş bir sıradağdır. En yüksek zirvesi 3 524 metre olan Medetsiz Tepesi’yle tanınır. Dağlar, Niğde ile…
Yorum BırakÜslup Nedir? Antropolojik Bir Perspektiften Kültürler Arası Bir Keşif Bir insanın dünyaya bakışını, dünyadaki yerini ve başkalarıyla olan ilişkisini anlatan, ona özgü bir “üslup”u vardır. Üslup, dilde, giyimde, davranışlarda, hatta bir toplumun ritüellerinde dahi kendini gösterir. Kimi toplumlarda bu üslup, bireyin kimliğini ve toplumsal bağlamdaki yerini belirlerken, kimilerinde ise toplumsal yapıları ve değer sistemlerini yansıtan bir araç olur. Her kültürün kendine özgü bir üslubu vardır ve bu üslup, o kültürün bireylerini ve toplumu tanımlayan bir kimlik oluşturur. Bu yazıda, “üslup” kavramını, bir toplumun kültürel yapılarından, ritüellerine, sembollerine, akrabalık ilişkilerinden ekonomik sistemlerine kadar çeşitli alanlarda nasıl şekillendiği ve kültürler arası çeşitliliğin…
Yorum BırakGeleneksel Kına Gecesi: Kız Tarafının Rolü ve Edebiyatla Etkileşimi Kına gecesi, yalnızca bir düğün öncesi geleneksel bir kutlama değil, aynı zamanda tarihsel ve kültürel anlamlar taşıyan bir ritüeldir. Bu gece, yalnızca eğlenceden ibaret değil; duyguların, anıların ve kimliklerin bir araya geldiği bir arka planda şekillenen toplumsal bir olaydır. Edebiyat, bu tür toplumsal olayların içine sızarak, onları metinleştirir ve içindeki sembollerle toplumsal yapıları yansıtır. Kına gecesinin anlatısı, bir toplumun duygusal yapısının, geleneklerinin ve kültürel mirasının özetidir. Kız tarafının bu geceye katılımı ise, adeta bir anlatı tekniği gibi, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel kodlar aracılığıyla derinlemesine işlenir. Geleneksel Kına Gecesinin Metinsel Yapısı…
Yorum BırakKürtajın Yan Etkileri: Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme Günümüzde, toplumsal düzenin nasıl şekilleneceği, kimlerin ne tür haklara sahip olacağı ve iktidarın hangi alanlarda meşruiyet kazanacağı üzerine sürekli bir mücadele vardır. Kürtaj, bu mücadelede önemli bir yer tutar çünkü kadınların üreme hakları, devletin toplumsal düzeni ve ideolojileriyle iç içe geçmiş karmaşık bir konu haline gelmiştir. Kürtaj meselesi sadece tıbbi bir sorun olmanın ötesine geçer; toplumsal, ideolojik, hukuki ve siyasal düzeyde derin etkiler yaratır. Peki, kürtajın yan etkileri nelerdir ve bu yan etkiler, iktidar, ideoloji, yurttaşlık ve demokrasi bağlamında nasıl anlam kazanır? Kürtaj, İktidar ve Meşruiyet Kürtajın tartışıldığı her ortamda, iktidarın ve…
Yorum BırakGöz Göz Olmak Ne Demek? Yemek, Anlam ve Sosyal Bağlam Herkesin hayatında en az bir kez duyduğu, bazen anlamını sorguladığı, bazen de bir şarkı sözlerinde ya da bir sohbetin ortasında karşılaştığı bir ifade vardır: “Göz göz olmak.” Peki, bu deyim ne anlama gelir? Hangi koşullarda kullanılır, ve ne zaman gerçekten “göz göz” oluyorsunuz? Bir arkadaş sohbetinde, bir aile yemeğinde veya yalnızken bile bu söz kulağımıza çalınabilir. Gelin, “göz göz olmak” deyiminin tarihsel kökenlerine, sosyal yaşamda nasıl evrildiğine ve günümüzde nasıl bir anlam kazandığına dair derinlemesine bir keşfe çıkalım. Göz Göz Olmak: Bir İfadenin Kökenleri “Göz göz olmak” ifadesi, Türkçe’de genellikle…
Yorum BırakBöcek Kamerası: Teknoloji ve Gizemin Dönüştürücü Etkisi Edebiyat, insan ruhunun derinliklerine inilerek bir anlam arayışını başlatan bir keşif yolculuğudur. Her kelime, her sembol, bir dönüştürücü güce sahiptir; tıpkı bir insanın içsel dünyasında gerçekleştirdiği dönüşüm gibi. Bu dönüşüm, bazen çok belirgin olur, bazen ise yalnızca küçük bir ayrıntı olarak yansımasını bulur. Bir metin, insanın düşünsel evrimini, çevresiyle olan ilişkisini ve içsel dünyasında gerçekleştirdiği gizemli yolculukları anlatırken, teknolojinin de benzer bir etkisi olabilir. Bir “böcek kamerası” da, gizlilik ve gözlemle ilişkilendirilen bir sembol olarak, edebi metinlerde de benzer şekilde derin anlamlar taşır. Teknoloji, tıpkı bir romanın gizli karakteri gibi, görmediğimiz ya da…
Yorum BırakBelediyede Çalışanlar Ne Kadar Çalışmalı? Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Perspektifinden Bir İnceleme Günlük yaşantımızda birçok soru, bazen cevapsız kalır, bazen de çeşitli bakış açılarıyla şekillenir. Hangi işler daha değerli? Bir insanın yaşam kalitesi nasıl ölçülmeli? Çalışma saatleri, bireyin yaşamını nasıl etkiler? Bu sorulara odaklanırken, aklımıza sıklıkla “Bir insan ne kadar çalışmalıdır?” sorusu gelir. Ancak bu soru, sadece günlük yaşamın bir gerçeği olmanın ötesine geçer ve felsefi bir derinlik kazanır. Bu yazının odak noktası, belediyelerde çalışanların çalışma saatlerine yönelik bir sorgulama yapmaktır. Ama burada mesele sadece rakamsal bir yanıt değildir; mesele, çalışma süresinin etik, epistemolojik ve ontolojik boyutlarda nasıl şekillendiği ve…
Yorum Bırak